Hakkında Taste of Cherry
Abbas Kiyarüstemi'nin yönettiği 1997 yapımı 'Taste of Cherry' (Ta'm e guilass), İran sinemasının minimalist ve felsefi bir başyapıtıdır. Film, başrolünde Homayoun Ershadi'nin canlandırdığı Bay Badii adlı orta yaşlı bir adamın, intihar ettikten sonra cesedini sessizce bir kiraz ağacının altına gömecek birini aramak için Tehrin civarındaki tepelerde araba sürmesini anlatır. Bu arayış sırasında, bir asker, bir dini seminer öğrencisi ve bir tahnitçi gibi farklı geçmişlere sahip insanlarla karşılaşır ve her biriyle hayat, ölüm ve varoluş üzerine derin diyaloglara girer.
Kiyarüstemi'nin yönetmenliği, sade ve gerçekçi bir anlatım sunarken, uzun plan sekanslar ve doğal mekan kullanımıyla izleyiciyi karakterin içsel yolculuğuna davet eder. Homayoun Ershadi'nin performansı, kaygı, yalnızlık ve kararlılık arasında gidip gelen incelikli bir oyunculuk sergiler. Diğer oyuncular da doğallıklarıyla dikkat çeker, filmdeki diyaloglar adeta belgesel gerçekliği taşır.
'Taste of Cherry', sadece bir intihar hikayesi değil, aynı zamanda insan bağlantılarının, umudun ve yaşamın basit zevklerinin (kirazın tadı gibi) üzerine derin bir meditasyondur. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak uluslararası alanda büyük beğeni toplamıştır. İzleyicilere, hayatın anlamını yavaş tempolu ama güçlü bir şekilde sorgulatan bu film, görsel şiir olarak nitelendirilebilir. Felsefi dram severler ve dünya sinemasının önemli eserlerini keşfetmek isteyenler için mutlaka izlenmesi gereken bir yapımdır. Sade anlatımı ve evrensel temalarıyla, izleyen herkeste uzun süre düşündürecek bir iz bırakır.
Kiyarüstemi'nin yönetmenliği, sade ve gerçekçi bir anlatım sunarken, uzun plan sekanslar ve doğal mekan kullanımıyla izleyiciyi karakterin içsel yolculuğuna davet eder. Homayoun Ershadi'nin performansı, kaygı, yalnızlık ve kararlılık arasında gidip gelen incelikli bir oyunculuk sergiler. Diğer oyuncular da doğallıklarıyla dikkat çeker, filmdeki diyaloglar adeta belgesel gerçekliği taşır.
'Taste of Cherry', sadece bir intihar hikayesi değil, aynı zamanda insan bağlantılarının, umudun ve yaşamın basit zevklerinin (kirazın tadı gibi) üzerine derin bir meditasyondur. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanarak uluslararası alanda büyük beğeni toplamıştır. İzleyicilere, hayatın anlamını yavaş tempolu ama güçlü bir şekilde sorgulatan bu film, görsel şiir olarak nitelendirilebilir. Felsefi dram severler ve dünya sinemasının önemli eserlerini keşfetmek isteyenler için mutlaka izlenmesi gereken bir yapımdır. Sade anlatımı ve evrensel temalarıyla, izleyen herkeste uzun süre düşündürecek bir iz bırakır.


















